Support / Help
Cloud vs Self-Hosted Güvenlik Yaklaşımı
Cloud altyapılar; hızlı kurulum, esnek kaynak kullanımı ve operasyonel kolaylık sunduğu için yaygın olarak tercih edilir. Ancak bu yaklaşım, her kurum ve her veri türü için doğru veya güvenli bir seçenek değildir.
Özellikle kullanıcı aktiviteleri, sistem logları, ekran kayıtları ve hassas operasyonel veriler söz konusu olduğunda, cloud tabanlı mimariler ciddi risk ve belirsizlikler barındırır.
Cloud sistemlerde veriler, kurum dışındaki altyapılarda ve çoğu zaman paylaşımlı ortamlarda tutulur. Bu durum, teknik olarak aşağıdaki riskleri doğurur:
Cloud sağlayıcıları güvenlik önlemleri sunsa da, bu önlemler genellikle genel kullanım senaryoları için tasarlanmıştır. Kuruma özel güvenlik politikalarının altyapı seviyesinde uygulanması çoğu zaman mümkün değildir.
Cloud mimarilerde sıkça göz ardı edilen konulardan biri veri sahipliği ile veri sorumluluğunun ayrışmasıdır.
Veri kurumun olsa bile; verinin işlendiği, saklandığı ve yedeklendiği altyapı başka bir tarafın kontrolündedir. Bu da denetim, adli inceleme ve yasal süreçlerde ciddi karmaşıklık yaratır.
Self-hosted yaklaşımda sistem; kurumun kendi sunucuları, kendi ağı ve kendi güvenlik politikaları içinde çalışır.
Bu model aşağıdaki kritik avantajları sağlar:
Özellikle regülasyona tabi sektörlerde (finans, sağlık, kamu, üretim), bu kontrol seviyesi bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.
Bu nedenle verinin üçüncü taraf altyapılara taşınması yerine, kurumun kendi kontrolünde kalması esas alınır. Böylece güvenlik; sözleşmelere değil, doğrudan teknik kontrole dayanır.
Cloud çözümler; düşük hassasiyetli, genel amaçlı ve operasyonel esneklik gerektiren sistemler için uygun olabilir.
Ancak kullanıcı izleme, veri kayıtları, detaylı loglama ve denetim gerektiren yapılarda, self-hosted mimari daha güvenli, daha öngörülebilir ve daha denetlenebilir bir yaklaşım sunar.
Bu tercih; teknoloji trendlerinden ziyade, veri güvenliği, kontrol ve kurumsal sorumluluk kriterlerine dayanmalıdır.